SON DAKİKA

Yurthaber61 Trabzon ve Türkiye Haberleri
Avni YETİM

Trabzon tanınmaz hale geldi

Trabzon tanınmaz hale geldi
Bu haber 16 Eylül 2020 - 20:07 'de eklendi ve 94 views kez görüntülendi.
Sosyal Medya'da Paylaş

Türkiye Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu, viratrabzon’a özel açıklamalarda bulundu. Trabzon’a yapılan yatırımların Trabzon’un ihtiyaçlarına yönelik olmadığını belirten Muhçu, Yeşil Yol, Karadeniz Sahil Yolu ve HES gibi yatırımlarından bölgeye zarar verdiğinin söyledi.

Röportaj: Elif ÇAVUŞ

Trabzon’un çok ciddi sorunları var bu sorunlardan bir tanesi de bilinçsiz yapılaşma… Siz Trabzon’a baktığınız zaman ne görüyorsunuz?

Bu şehirde doğdum, 23 yıl bu şehirde yaşadım. Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul’a gittim ancak geçen süre içerisinde bir ayağım hep Trabzon’la Trabzonlularla oldu. Trabzon’u yakından takip ettim. Trabzon’un sorunları çok fazla, kentleşme, yapılaşma, kent kimliği, kent kültürü, peyzaj, doğa değerleri açısından süreç oldukça sancılı geçmiş.

Ne oldu peki bu süreçte?

Geçen süreyi anlayabilmek için Trabzon’un öncelikle değerini anlamak gerekir. Kentin ve kırsalın yapı kültürüne bakmak gerekir. 4 bin yıllık tarihi olan Trabzon’dan bahsediyoruz. Bölgenin mimarlık anlayışı son derece gelişkin, kırsal mimarlık açısından baktığımızda özellikle ahşap yapı kültürünün benzersiz örnekleriyle karşı karşıya kalıyoruz. İnsanın doğayla bütünleşmesinin çok güzel örnekleri üretilmiş, doğal afetlere karşı da güvenli yapılar ve çevreler üretilebilmişti. 1950’den sonra değişen kentleşme anlayışı ve son 20 yıl içerisindeki kente müdahalelerin çağdaş, bilimsel kentleşme ve mimarlık anlayışından çok çok uzaklaştığımızı gösteriyor.

Gelinen aşamada kır, kent bütünlüğü ortadan kaldırılmış, kentin ya da kırsalın her hangi bir yerinde bilimsel araştırmaya bağlı olmaksızın bir takım yerleşim kararları alınmış. Bu yerleşim kararları kentin afetlere karşı güvensiz hale gelmesine neden olmuş.

Özellikle dere yataklarının imara açılması, fındık bahçeleri, çay bahçeleri, yüksek eğimli heyelan bölgelerinin yapılaşmaya açılması riskleri büyütmüş.

Kent bir taraftan doğal afetlere açık güvencesiz hale gelirken, diğer taraftan kentin tarihsel dokusu bozulmuş. Kent tanınmaz hale gelmiş.

KENTİN TARİHİ BELLEĞİ SİLİNMİŞTİR

En belirgin neyi söyleyebiliriz bu söylediklerinize örnek olarak?

Kaçak ya da kural dışı yapılaşmaların oluşması. Kentin imar düzenine bağlı olmaksızın ayrıcalıklı imar hakları verilerek yapılan bir takım binalar. Dere yataklarına, vadilere ve kıyı dolgu alanlarına yapılan binalar… Bunda TOKİ’nin çok büyük payı var. TOKİ sanki bu bölgede eşsiz bir mimari yapı kültürü yokmuş ve bu kültürün taşıyıcıları yokmuş gibi bölgeye müdahale ediyor. Kentin slüetini etkileyen Boztepe’ye, Yıldızlı’nın hemen üst tarafına bir takım yapılar üretiyor. Trabzon’daki tarihi yapılar, arkeolojik değerler dozerlerle yerle bir edildi. Son derece vahşi bir yıkım sürecinden bahsedebiliriz. Örneğin, Ortahisar, Pazarkapı mahallesi, çevredeki tarihi yerleşim alanları tamamen yerlebir edilmiş ve tarihi yapı üzerine Belediye ve Kaymakamlık yapılmış. Tarihi kentin üzerine yeni binalar inşa edilmez. O tarih bu kent üzerinde yaşayan uygarlıkların bize emanetidir. Bizim görevimiz onları geleceğe taşımaktır. Son 20 yılda özellikle bu tarihi kent merkezine yapılan inşaat operasyonları ile kentin tarihi belleği silinmiştir.

HES’LERLE TÜRKİYE’DEKİ ELEKTRİK ÜRETİMİNİN ANCAK YÜZDE 2’Sİ ELDE EDİLEBİLİR

Trabzon’a bir çok yatırım da yapıldı, bu yatırımların Trabzon’u nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?

Bu yatırımlar ekolojik dengeyi bozan yatırım kararlarıdır. 3 tane projeden bahsetmek mümkün. Birincisi  Karadeniz Sahil Yolu, ikincisi Yeşil Yol, üçüncü hatalı yatırım kararı ise HES’lerdir.

Sahil yolu projesi ile kıyıyla ilişkimiz dolgu malzemesi ile kesildi, eşsiz koylar, kıyıda ki bitki örtüsü yok edildi. Buna karşılık ulaşım olanağı rahatladı ama demiryolu gelmedi bölgeye… Sahil yolu yapıyorsunuz, bari en azından demiryolunu Sarp’a bağlayın. Bu bölgenin ulaşıma ihtiyacı var. İkincisi Yeşil yol projesi; Samsun’dan Sarp’a kadar eşsiz güzellikteki yaylaların betonlaşmaya açılmasını sağlayan 2600 km uzunluğunda bir yol… Bu yol yapım sürecinde ve yapım sürecinden sonra bölgeye zarar verecektir. 39 yayladaki kaçak yapılara rağmen doğal güzelliklerini koruyabilmiş. Bu yolun tamamlanmasından sonra bütün bu güzellikler zarar görecektir. Yeni yerleşim alanlarını beraberinde getirecektir. Orta doğudaki sermaye guruplarının devlet teşviki ile bu alanlara getirilmesi söz konusu…

Üçüncü hatalı yatırım HES’lerle de bölgeye çok büyük zarar verilmiştir. Türkiye’deki 1000’e yakın hidroelektrik santralin 500’e yakını Doğu Karadeniz Bölgesi’nde gerçekleştirilmektedir. Bu ilk bakışta iyi bir şeymiş gibi sunuluyor topluma;  “enerji üretimi gerçekleştirilecek” deniliyor, sanki bu yapılırken akarsulara zarar verilmeyecekmiş ve bölge ekonomisine katkı sunulacakmış gibi bir algı yaratılıyor. Ama gerçek bu değil. Bu HES’lerin en çoğu da Trabzon’da yapılmakta. Bir dere üzerinde çok sayıda HES yapılabilmekte. Yapılırken orman alanları tahrip ediliyor, heyelan bölgeleri yaratılıyor, hafriyatlar vadilere dökülüyor, bu dolguların yarattığı seller söz konusu olabiliyor. Oradaki ekolojik denge bozuluyor. Peki enerji ne kadar elde ediliyor? Bütün HES’ler tamamlansa elde edilecek enerji bugünkü Türkiye’deki enerji üretiminin yüzde 2’si kadar.

 

Bu kadar yağmanın amacı ne o zaman?

Konu enerji üretimi değil, konu dere yataklarının  ve vadilerin yabancı sermaye ortaklarına ipotek edilmesi. Onlara tahsis edilmesi. Bu şirketlerin dereler üzerinde kullanım hakları elde etmeleridir. Bunu da yaparken HES’ler araç olarak kullanılıyor. Halkın yaşam değerleri üzerine ipotek konuluyor.

 

ŞEHİR HASTANESİ VE STADYUM CİDDİ BİR RİSKTİR

Dolgu alanları üzerine yapılan ve yapılacak yapılar için neler söylersiniz?

Kıyı dolgu alanlarında bir yapı yapılması mimarcılık ve şehircilik açısından doğru değil, ilkesel olarak kabul edilemez bir şey. Dolgu alanları, süreç içinde doğal afetlere açık alanlar demektir. Güvenli olmayan alanlardır. Dolguların açık alan ve yeşil alan olarak kullanılabilir. Akyazı’da stadyum yapıldı, gelecekte maalesef nasıl riskler taşıdığını göreceğiz. İlave olarak bu dolgu alanına şehir hastanesi yapılması ciddi bir risk oluşturuyor. Bu nedenle burada şehir hastanesinin yapılması doğru değil, bu bölgede trafik yoğunluğu da var. Yoğunluğu arttıracak yapılaşmalar kesinlikle yanlıştır.Elif Cavuş Haberı

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA